Hakkımda

Merhaba! Kendimden bahsedeceğim, uzun ve sıkıcı bir yazıya başlamak için oldukça neşeli bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Ne yazacağıma, hangi yönlerimden bahsedeceğime açıkçası karar vermekten zorlanıyorum. O nedenle temel şeylerle başlayacağım.

Evet, ben Rabia ve on yedi yaşımdayım. Aynen, artık on yedi.

Antalya'nın Alanya ilçesinde yaşıyorum. Nereli olduğumu söylemek benim için gerçekten zor. Hani annem Konya tarafından, baba tarafım Niğde/Kayseri, Kahramanmaraşlı sayılabilecek kadar orada yaşadım ama kendimi hiçbir yere ait hissetmiyorum. Ya da durun, durun, Ankara'ya aitmiş gibi hissediyorum. Zaten Ankara doğumluyum ve kesinlikle Ankara aşığıyım. Üniversitede oraya gitmeyi de açıkçası çok istiyorum. 

11. sınıf öğrencisiyim, anlayacağınız YGS-LYS öğrencisi olmama çok az vakit kaldı ve üniversiteyle  alakalı büyük planlarım olduğu için her ne kadar yapamasam da kendimi çalışmaya zorluyorum. Çalışmaktan nefret ediyorum, daha doğrusu ders çalışmaktan nefret ediyorum ama elden ne gelir? 

Yazmaya bayılıyorum, en sevdiğim hobilerimden bir tanesi. Zaten çok hobi sahibi bir insan değilim, ondan dolayı en sevdiğim üç şeyden biri diyeyim ben size. En sevdiğim üç şey ise: Yemek yemek, yazmak ve okumak. Tabiki de yemek yemek ilk sırada. Kısa süre içerisinde çok kilo almaktan korkmama rağmen spora dair hiçbir aktivitede bulunmuyorum. Kendimle alakalı sevmediğim özelliklerden biri bu aslında, spor yapmamak. Ama ne yapabilirim, üşengeç bir insanım. 

Ne türler okuyorsun diye soracak olursanız size bir ton şey sayabilirim çünkü bu konuda oldukça geniş bir yelpazeye sahibim. Kişisel gelişimden tutup da fantastiğe, korkudan tutun da çiklitlere kadar her şeyi okurum. Okumadığım şeyler ise dini içerikli yayınlar. Bir ara başka dinleri tanımak için okuduğum birkaç kitap dışında bu türde hiçbir şey okumamışımdır. 

Kişisel gelişim kitaplarını pek tercih eden insan olduğunu düşünmüyorum, ben de zaten kendimi geliştirmek adına değil de merak ettiğimden okuyorum. Bu türe ayrı bir ilgim var, zaten ileride psikolojiyle ilgilenmeyi düşünüyorum. Bu türde en sevdiğim yazar Anthony Robbins, söylemeden geçmek istemedim. O adama kesinlikle hayranım, benim için bir nevi örnek insan. Sıfırdan başlayarak mükemmel bir konuma gelebilmenin en güzel örneği bence. Aynı zamanda çok iyi bir yazar. 

Diğer türler için sevdiğim yazarları sayamayacağım çünkü sayamayacağım kadar çok var. Suzanne Collins'in bende ayrı bir yeri var, beş yıl önce, yani ben onu iki yaşındayken Açlık Oyunları serisiyle tanışmamdan sonra okuma sevdam ikiye, üçe, ona katlandı. Ondan önce de okuyordum tabi ki, 100 Temel Eser'i bitirmekle övünürdüm hep. Özellikle Jules Verne'i çok severdim. Robin Hood, Alice Harikalar Diyarında, Heidi, Polyanna, Pinokyo... Bu tip kitaplar bildiğiniz benim baş ucu kitaplarımdandı. Her birini en az on defa okumuşumdur, Alice Harikalar Diyarında'yı belki de elli defa okumuşumdur ve her seferinde yeni bir şeyler keşfetmişimdir. Hala da çok severim o kitabı, bende kesinlikle ayrı bir yeri var. 

Evet, dediğim gibi dört yüz beş yüz sayfalık kitapları okumaya başlamam Açlık Oyunları'yla beraber oldu, ondan sonra şimdiki okuduğum türleri okur oldum. Yemek konusunda pek seçici olmadığım gibi kitaplarda da pek seçici değilimdir. Hakkında sürekli kötü yorumlar duyduğum bir kitabı okumak istiyorsam duyduğum yorumlar beni pek etkilemez, yine de okuyup kendim görmek isterim. Sanırım ben belirli bir türü okumayı değil de "okumayı" çok seviyorum. Tıpkı "yemek yemeyi" sevmem gibi. 

Çok yemekten bahsettik. 

Blog açmaya nasıl karar verdim, ne zaman açtım gibi sorulara gelirsek... Doğrusunu söylemek gerekirse buna ne zaman karar verdiğimi ya da ne zamandır blog açmayı istediğimi hatırlamıyorum. Birden bile olmuş olabilir. 2014'ün Haziran aynının sonlarına doğru açtım bu blogu ve iyiki de açmışım diyorum. Bu sayede fikirlerimi birileriyle paylaşabiliyorum, kitaplar hakkında çok daha fazla bilgi edinebiliyorum, editörlerle iletişim kurduğum oluyor ama en güzeli: Çok güzel arkadaşlıklar edinmiş olmam. Bazen durup sırf bu yüzden iyi ki de blog açmışım diyorum. Gerçekten ama gerçekten çok sevimli, çok samimi insanlarla tanıştım bu sayede. Hani, gerçekten. 

Başka, başka... Sanırım anlatacak başka bir şey kalmadı. Eğer merak ettiğiniz bir şey olursa bana mesaj atabilirsiniz. Merak etmediğiniz bir şey olursa da atabilirsiniz, gerçekten bundan mutluluk duyarım. Kitap alışverişi yapmak istiyorsunuz ama ne alacağınıza karar veremiyorsunuz, mesaj atın. Kitaplar hakkında konuşuruz çünkü kitaplar hakkında konuşmaktan gerçekten ama gerçekten keyif alıyorum.

Görüşmek üzere!

2 yorum:

  1. O arkadaşlara dahil olmak süper bi duygu <3 Arkadaşlığımızın dayanak noktası da kesinlikle Alice Harikalar Diyarında :D
    İyi ki blogu açmışsın ve iyi ki tanışmışız seni çooook seviyorum <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Blog açmamın en iyi yanı da bu oldu zaten :) Seni ve arkadaşlığını çok sevdim ben :D

      Sil